Yaş önerisi: 4–6 yaş; bir yetişkinle birlikte okuma. Birlikte okuma: yaklaşık 5–6 dakika.
Ada, karton tiyatrosuna tam uyacak bir düğme bulur. Ama onu yapıştırmadan önce küçük bir sorunun cevabını öğrenmelidir: Bu düğme kimin?
Ada’nın karton tiyatrosunda bir şey eksikti: deniz kıyısındaki kulübenin penceresi.
Kulübenin çatısını kırmızıya boyamıştı. Kapısını da çizmişti. Ama yuvarlak pencerenin yeri hâlâ bomboştu.
Ada, boya kalemini almak için eğildiğinde kanepenin altında küçük bir şey gördü. Mavi, yuvarlak, parlak bir düğmeydi bu. Ortasında dört delik, kenarında incecik beyaz bir çizgi vardı.
‘Tam pencereye göre!’ dedi.
Düğmeyi annesine gösterdi. Sonra karton tiyatrosundaki boş yere tuttu. Gerçekten de tam sığıyordu.
‘Güzel görünüyor,’ dedi annesi. ‘Acaba nereden düşmüş?’
Ada düğmeyi çevirdi. Arkasında minicik bir mavi iplik kalmıştı.
Yapıştırıcıyı kapattı.
‘Önce sahibini bulalım.’
Mavi bir iz
Annesi, düğmenin kaybolmaması için küçük bir kutu getirdi. Ada kutunun içine bir parça kumaş serdi. Düğmeyi de ortasına yatırdı.
‘Yolculuğun burada başlayacak,’ diye fısıldadı.
İlk durak, vestiyerdeki mavi hırkaydı. Ada hırkanın düğmelerini sayarken annesi hırkayı tuttu.
‘Bir, iki, üç, dört, beş.’
Hepsi yerindeydi. Üstelik hırkanın düğmeleri maviydi ama kenarlarında beyaz çizgi yoktu.
‘Bu senin evin değil,’ dedi Ada kutudaki düğmeye.
İkinci durak, babasının çalışma masasıydı. Babası bir gömleği katlıyordu.
‘Baba, bu düğme senden mi düştü?’
Babası gözlüğünü takıp baktı.
‘Benim gömleğimdekiler daha küçük. Dün deden burada çantasını açmıştı. Bugün de mutfakta; istersen ona soralım.’
Ada, kutunun kapağını kapatmadan önce düğmeye bir daha baktı. Mavi ipliğin ucu kıvrılıp küçük bir halka olmuştu.
‘Belki çantasının rengi de mavidir,’ dedi.
‘Belki,’ dedi babası. ‘Gidip bakalım.’
Ada koridordan geçerken durup yerdeki uzun şeridi topladı. Tiyatro için kestiği kâğıtlardan biri oraya kadar gelmişti. Şeridi kutunun altına koydu. Artık küçük kutunun bir de uzunca kuyruğu varmış gibi görünüyordu.
Ada kutuyu iki eliyle tuttu.
‘O zaman bir sonraki durak dedem!’
Dedesi mutfakta, pencerenin önündeki fesleğene bakıyordu. Ada yaklaşınca kutuyu açtı.
‘Bu düğmeyi tanıyor musun?’
Dedesi bir an düşündü. Sonra koltuğun yanındaki bez çantasını getirdi.
Çantanın önünde üç mavi düğme vardı. Dördüncüsünün yerinde ise yalnızca iki kısa iplik duruyordu.
Ada kutudaki düğmeyi ötekilerin yanına tuttu. Aynı büyüklük. Aynı dört delik. Aynı beyaz çizgi.
‘Buldum!’ dedi. ‘Senin yerin burasıymış.’
Eksik kalan pencere
Dedesi düğmeyi avucuna aldı.
‘Dün çantamı kapatırken elim boş yere gitmişti. Düğmenin düştüğünü fark etmemişim.’
‘Ben de onu tiyatroma pencere yapacaktım,’ dedi Ada.
Sesi biraz küçülmüştü. Kırmızı çatılı kulübe hâlâ penceresizdi. Üstelik gösteri, akşam çayından önce başlayacaktı.
Dedesi ona baktı.
‘Çantama bu düğme gerekiyor. Ama pencereni bulmana yardım edebilirim.’
Önce düğmeyi annesine götürdüler. Annesi, dikiş kutusunu masanın yüksek tarafına koydu. Düğmeyi çantaya dikerken Ada ile dedesi tiyatronun yanına oturdu.
Dedesi bir bozuk para gösterdi.
‘Bunun şeklini kâğıda çizsek?’
Ada başını eğdi. Para yuvarlaktı. Ama tek başına pencere gibi görünmüyordu.
‘İçinde deniz görünsün istiyorum,’ dedi.
‘Öyleyse denizi de yapalım.’
Ada mavi bir kâğıt seçti. Dedesi, paranın çevresinden bir daire çizdi. Ada dairenin içine bir beyaz dalga yaptı. Sonra sarı bir kayık ekledi. Kayık biraz eğri oldu.
‘Bu kayık dalgadan geçiyor,’ dedi Ada. ‘O yüzden böyle.’
Dedesi gülümsedi. Daireyi kesip ona uzattı. Ada kâğıttan pencereyi kulübenin üstüne yapıştırdı.
Bir adım geri çekildiler.
Pencerenin içinde artık küçücük bir deniz vardı.
Ada kâğıda daha yakından baktı. Sonra kırmızı bir kalem aldı ve kayığa, tüy kadar küçük bir bayrak çizdi.
‘Bunu düğmenin içine çizemezdim,’ dedi.
Küçük düğmenin son durağı
Akşam çayından önce herkes tiyatronun karşısına geçti. Annesi iki sandalye getirdi. Babası yere bir minder koydu.
Dedesi, düğmesi onarılmış çantasını yanına bıraktı.
Ada karton perdenin arkasından konuştu:
‘Bugünkü oyunumuzun adı: Pencereden Görünen Kayık!’
Kâğıttan bir kaptan, kulübenin kapısına geldi. Önce içeri baktı. Sonra pencereye yaklaştı.
‘Kayığım nerede?’ diye sordu kaptan.
Ada, sarı kayığın bulunduğu pencereyi gösterdi.
‘Denizde tabii!’
Herkes güldü. Dedesi de gülerken çantasını açtı. İçinden son bir kukla çıkardı: uzun kulaklı, keçeden bir tavşan.
‘Bir yolcu daha binebilir mi?’ diye sordu.
Ada tavşanı aldı.
‘Binebilir. Ama bu kayık çok küçük. Tavşanımız da oyunda küçücük olacak.’
Gösteri bittiğinde Ada boş kutuyu topladı. Mavi düğme artık kutuda değildi. Dedesinin çantasındaydı. Pencerede ise sarı bir kayık duruyordu.
Ada kutuya son kez baktı. İçindeki kumaşı düzeltti, kapağını kapattı.
‘Bir dahaki küçük yolculuğa kadar,’ dedi.
Birlikte okuyan yetişkine not
Masaldan sonra bir kâğıda yuvarlak bir pencere çizip içinden ne göründüğünü birlikte resmedebilirsiniz. Düğme, bozuk para ve dikiş araçlarını içeren bir etkinlik yerine kâğıt ve boya kalemi kullanmak yeterlidir.
Masaldan sonra konuşmak isterseniz
- Ada, düğmenin dedesine ait olduğunu hangi ayrıntılardan anladı?
- Sen bir şey bulduğunda sahibini aramak için nereden başlardın?
- Senin çizeceğin küçük pencereden neler görünürdü?
Bir sonraki masalınızı seçin
- Ada ve Rüzgârı Dinleyen Değirmen — 5–8 yaş · yaklaşık 8–10 dk.
- Pofuduk Bulut ve Uykusunu Arayan Orman — 4–7 yaş · yaklaşık 7–8 dk.
