Yaş önerisi: 4–7 yaş; bir yetişkinle birlikte okumaya uygun. Birlikte okuma: yaklaşık 6–8 dakika.
Mino yeni salıncağını arkadaşlarıyla kullanmak ister. Bir şarkılık turlar, resimli sıra taşları ve beklenmedik bir armut molası, bahçedeki oyunu değiştirir.
Mino’nun mavi minderi
Tavşan Mino, sabah uyandığında bahçedeki yeni salıncağa baktı. Alçacık salıncağın üstünde mavi bir minder vardı. Minderi büyükannesi dikmiş, salıncağın sağlamlığını da babası kontrol etmişti. Mino, minderin köşesindeki küçük havuç resmine parmağıyla dokundu.
“İlk yolcu benim,” dedi.
Babası geride durup sordu:
“Seni hafifçe itmemi ister misin?”
Mino önce başını salladı. Sonra salıncak biraz hareket edince patileriyle salıncağın iplerini sıkıca tuttu.
“Şimdilik itmesen olur mu?”
“Olur,” dedi babası.
Mino ayaklarıyla toprağa dokundu. Bir ileri, bir geri. Minderin havuç resmi de onunla birlikte gidip geliyordu. Birkaç küçük hareketten sonra yeniden gülümsedi.
Öğleden sonra arkadaşları geldi. Kirpi Duru yanında renkli tebeşirler getirmişti. Kaplumbağa Tosi ise küçük sepetinde üç armut taşıyordu.
Mino bahçe kapısını açtı.
“Bugün salıncağımı sizinle kullanmak istiyorum,” dedi. “Ama mavi minderi çamura koymayalım. Onu seviyorum.”
Duru ayakkabılarına baktı. Yol kuruydu. “Tamam,” dedi. “Minder salıncakta kalsın.”
Son bir sallanış
Üçü salıncağın önünde durdu. Mino yeni oyuncağını göstermek için oturdu. Ayaklarını yerden biraz kaldırdı. Kulakları öne, sonra arkaya doğru eğildi.
“Bakın, kulakların iki küçük bayrak gibi!” diye güldü Duru.
Mino bir tur daha sallandı. Duru sıranın kendisine gelmesini bekliyordu. Tosi ise sepetini gölgeye bırakıp onun yanına geçti.
“Birazdan inerim,” dedi Mino.
Salıncak geri geldi. İleri gitti. Mino, dalların arasından görünen gökyüzünü sevmişti.
“Son bir kere.”
Sonra bir kere daha.
Duru elindeki tebeşiri iki patisi arasında çevirdi.
“Sıramın ne zaman geleceğini bilmiyorum,” dedi.
Mino ayaklarını yere koydu. Salıncak yavaşlayıp durdu. Arkadaşlarının yüzüne baktı. Duru kızgın görünmüyordu ama beklemekten sıkılmıştı. Tosi de oturacak bir taş arıyordu.
“Size de kullanabileceğinizi söyledim,” dedi Mino. “Sonra sürekli biraz daha istedim.”
Minderin kenarından aşağı indi. Duru hemen atlamadı.
“Sırayı nasıl anlayacağız?” diye sordu.
Bir şarkılık yolculuk
Tosi düşündü. “Tur bitince birimiz haber verebilir.”
“Ama biri çok erken, biri çok geç haber verebilir,” dedi Duru.
Mino’nun aklına büyükannesiyle söyledikleri kısa şarkı geldi. Üçü birlikte denediler:
“Bir yaprak yolda gider,
Küçük bir taşa değer.
Rüzgâr ona yol açar,
Yaprak eve döner.”
İlk söyleyişlerinde Mino çok hızlı söyledi. Duru, “Yaprak koşarak eve gitti!” diye güldü. İkinci kez, normal konuşur gibi, aynı yavaşlıkta söylediler.
Şarkı bitince tur da bitecekti. Yeniden binmek isteyen sıranın arkasına geçecekti. Bekleyenler salıncağın hareket ettiği yerden uzakta duracaklardı.
Duru, bahçenin kenarındaki düz taşlara üç küçük resim çizdi: bir tavşan kulağı, bir kirpi, bir kaplumbağa. Taşları yan yana dizdi. Sırası geçen, kendi taşını sona taşıyacaktı.
“Benim taşım beklerken de oturuyor,” dedi Tosi. Kaplumbağa resminin yanına küçücük bir minder çizdi.
Duru, tebeşir kutusunu gölgeye koydu. Beklerken resim yapabileceği küçük bir yer hazırlamıştı. Bir taşın üstüne pencere, öbürüne kapı çizdi. İki taşı yan yana getirince yamuk bir ev ortaya çıktı.
“Bu evin tavanı nerede?” diye sordu Mino.
“Daha bulamadım.”
Tosi, yerdeki üçgen biçimli taşı gösterdi. Duru onu eve çatı yaptı. Pencerenin kenarına da saksı çizdi. Sırayı gösteren taşlar başka, evin taşları başkaydı; kimse onları karıştırmadı.
Mino da sırasını beklerken eve bir baca eklemek istedi. Önce Duru’ya sordu. Duru ona beyaz tebeşiri uzattı. Tavşanın çizdiği baca yana doğru eğildi. “Rüzgârlı bir ev olmuş,” dedi Tosi. Birlikte gülümsediler.
Duru salıncağa oturdu. Mino önce sordu:
“Hafifçe itmemi ister misin?”
“Evet, ama azıcık.”
Mino hafifçe itti. Üçü şarkıyı söyledi. Son söz bittiğinde Duru ayaklarını yere bastı. Salıncak durunca indi, kirpili taşını sıranın arkasına taşıdı.
Tosi’nin sakin sırası
Şimdi sıra Tosi’deydi. Kaplumbağa salıncağın önüne geldi. Mindere baktı. Sonra oturdu, ama ayaklarını yerden kaldırmadı.
“Ben galiba hareket etmesini istemiyorum,” dedi.
Mino itmek için uzattığı patisini geri çekti.
“O zaman itmem.”
Tosi minderin üstünde biraz oturdu. Yeni bir yerden bahçeye bakmak hoşuna gitmişti. Armut sepeti buradan daha küçük görünüyordu.
“Benim turum böyle olsun,” dedi.
Duru şarkıya başladı. Bu kez salıncak yerinde durdu. Şarkının içindeki yaprak yolculuğa çıktı, taşa değdi, evine döndü. Tosi de olduğu yerde gülümsedi.
Tur bitince indi.
“Bir dahaki sırada yeniden bakarım,” dedi. “Belki azıcık sallanmak isterim. Belki de istemem.”
Mino tavşan kulaklı taşını eline aldı. Yeniden binmek istiyordu. Tam o sırada midesinden küçük bir gurultu geldi.
“Ben armut molası vereceğim,” dedi. “Benim sıram geçebilir.”
Duru, taşın yanına tebeşirle bir armut çizdi. Böylece Mino’nun taşının neden kenarda olduğu belliydi. Kimse onu acele ettirmedi.
Bahçedeki küçük istasyon
Tosi, armutları Mino’nun büyükannesine götürdü. Büyükanne dilimleyip bir tabağa koydu. Çocuklar gölgede otururken salıncak boş kaldı. Mavi minder rüzgârla çok hafif kımıldıyordu.
Mino ona bakıp güldü.
“Şimdi de salıncak bizi bekliyor.”
“Herkesin beklediği bir sıra var,” dedi Duru. “Ben armut sırasındayım.”
Tosi tabağı ortaya doğru çekti. Herkes istediği kadar aldı. Mino armudunu bitirince kenara koyduğu taşını sıranın sonuna taşıdı.
Bir süre sonra Tosi, ayaklarını yerden çok az kaldırmayı denemek istedi. Önce kendi kendine hafifçe hareket etti. Mino’yla Duru şarkı söylediler. Tosi durmasını isteyince şarkıyı da bıraktılar. Kaplumbağa ayaklarını yere koyup salıncağı durdurdu.
Akşam yaklaşırken taşların yanına bir resim daha eklendi. Bu kez resmi büyükanne çizdi: uzun kulaklı, gülümseyen bir havuç.
Mino başını eğip baktı.
“Havuç da mı binecek?”
“Hayır,” dedi büyükanne. “Benim tavşan resmim biraz havuca benzedi.”
Üç arkadaş öyle güldü ki şarkıya bir türlü başlayamadılar. Mino, büyükannesine salıncağı kullanmak isteyip istemediğini sordu. Büyükanne başını salladı.
Salıncak duruyordu. Bahçede kimse acele etmiyordu. Mino mavi minderin havuçlu köşesini düzeltti, büyükannesinin oturması için kenara çekildi. Sonra üç arkadaş, bir şarkılık yeni yolculuğa birlikte eşlik etti.
Birlikte okuyan yetişkine not
Mino, kendisine ait salıncağı paylaşmayı kendi seçer. Hikâyede sıralaşmak kadar, itilmeden önce izin istemek ve bir etkinliğe ara verebilmek de görünürdür. Sohbette çocuğun kendi oyun çözümünü anlatmasına alan açabilirsiniz.
Masaldan sonra konuşmak isterseniz
- Mino’nun “son bir kere” demesi Duru’nun sırasını nasıl etkiledi? Başka nasıl anlaşabilirlerdi?
- Tosi salıncağın hareket etmesini istemeyince arkadaşları ne yaptı? Sen o anda ne söylemek isterdin?
- Üç arkadaşın sıra taşlarına sen hangi resmi çizerdin? Beklerken hangi oyunu oynayabilirdiniz?
Mino’nun sıra kartlarını birlikte deneyin
Masaldaki sıralaşma oyununu evde denemek isterseniz üç büyük sıra kartını yazdırabilirsiniz. “Şimdi ben”, “Sonra sen” ve “Dinlenme molası” kartlarını çocuğunuzla konuşarak kullanın. Katılmak veya bir oyuncağı paylaşmak zorunlu değildir; kartları bir yetişkin hazırlasın.
Sıra kartlarını ve bahçe gözlem sayfasını indir (PDF, 2 sayfa)
Bir sonraki masalınızı seçin
- Minik Kirpi ve Penceredeki Ay — 2–3 yaş · yaklaşık 3 dk.
- Ada ve Rüzgârı Dinleyen Değirmen — 5–8 yaş · yaklaşık 8–10 dk.
