Yaş önerisi: 4–7 yaş; bir yetişkinle birlikte okumaya uygun. Birlikte okuma: yaklaşık 7–8 dakika.
Küçük bir bulut, ormanın uykusunu bulup getirebileceğini düşünür. Yuvalar arasında yaptığı sakin gezintide, her akşam hazırlığının başka bir ritmi olduğunu görür.
Akşamın ilk yaprağı
Pofuduk, küçücük bir buluttu. Bir yanı yuvarlak, öbür yanı kıvrıktı. Rüzgâr hafifçe estiğinde, kıvrık yanı sanki birine el sallardı. O akşam ormanın üzerinden geçerken aşağıda bir türlü bitmeyen hazırlıklar gördü. Sincap yatağına kozalak taşıyor, kirpi kapısının önündeki yaprakları düzeltiyor, dere ise her zamanki gibi taşların arasından akıyordu.
Pofuduk durup aşağı baktı. Gökyüzünün bir yanında incecik bir ay vardı. Öbür yanında, günün son ışığı tepelerin arkasına çekiliyordu. Ormanın pencereleri birer birer aydınlanmıştı. Ama kimse henüz uyumamıştı.
“Acaba orman uykusunu mu arıyor?” diye düşündü.
Tam o sırada, küçük bir fındık faresinin sesi geldi. Fare, yuvasının yuvarlak penceresinin önündeki yatağa bir örtü sermiş, köşelerini düzeltmeye çalışıyordu.
“Biraz daha sağa… Şimdi de biraz sola…”
Pofuduk çamların boyuna kadar alçaldı.
“Neye hazırlanıyorsun?” diye sordu.
“Dinlenmeye,” dedi fare. “Ama akşam örtümün bir köşesi durmadan kıvrılıyor.”
Pofuduk kendi kıvrık yanına baktı. Onunki de dümdüz değildi.
“Kıvrık köşelerin hepsi düzelmek zorunda mı?”
Fare örtüyü bir kez daha inceledi. Kıvrılan ucu, yastığının altında küçük bir cep yapmıştı. En sevdiği düzgün taşı oraya yerleştirdi.
“Bu köşe böyle kalabilir,” dedi. Sonra pencereye yaslanıp aşağıdaki patikayı seyretti.
Sincabın bitmeyen hazırlığı
Pofuduk biraz ilerledi. Sincap, ağacının kovuğundan çıkıyor, yakındaki daldan bir şey alıyor, sonra içeri giriyordu. Önce bir kozalak getirdi. Ardından kuru bir yaprak. Sonra bir kozalak daha.
“Yatağın çok mu büyük?” diye sordu Pofuduk.
“Hayır,” dedi sincap. “Akşama güzel bir şey seçmek istiyorum. Şu kozalak yuvarlak. Bu yaprak da tekneye benziyor. Hangisini yanıma alacağıma karar veremedim.”
Pofuduk, kovuğun kenarındaki düzlüğe baktı.
“Oraya koyarsan üçünü de görebilirsin.”
Sincap küçük eşyalarını yan yana dizdi. Kozalak, yaprak, kozalak. Biraz geriye çekildi.
“Bir tekne, iki kıyının arasından geçiyor,” dedi.
Parmağıyla yaprağı azıcık ileri sürdü. Sonra gülümsedi. İçeriden ince örtüsünü getirdi. Bu kez yeni bir şey almaya gitmedi. Kovuğun ağzında oturup yaprak teknesine baktı.
Pofuduk da kendi içinde küçük bir tekne yaptığını hayal etti. Yuvarlak yanını biraz uzattı, kıvrık yanını olduğu gibi bıraktı. Rüzgâr onu usulca daha ileri taşıdı.
Damlanın ineceği yer
Ormanın aşağı tarafında, iri bir kestane yaprağının üstüne su damlıyordu.
Tıp.
Biraz bekliyor, sonra yeniden:
Tıp.
Kirpi, yuvasının kapısında oturmuş bu sesi dinliyordu. Yanında, yarısına kadar yaprak doldurduğu küçük bir sepet vardı.
“Uyku henüz gelmedi mi?” diye sordu Pofuduk.
“Ben daha hazır değilim,” dedi kirpi. “Gündüz topladığım yaprakları yerleştireceğim. Bir de şu damla… Kapımın önünde minicik bir davul çalıyor.”
Pofuduk yaprağa baktı. Su, yukarıdaki bir dalın ucundan düşüyordu. Dalın hemen altında yumuşak bir yosun vardı. Ama kestane yaprağı onun üstünü örtmüştü.
“Yaprağın yerini değiştirsek nasıl olur?”
Kirpi sepetini yere bıraktı. Yaprağı sapından tutup kenara çekti. Yeni damla bu kez yosunun üzerine düştü. Ses, neredeyse duyulmayacak kadar inceldi.
Kirpi yaprağı atmadı. Yuvasının girişine, ayaklarını silmek için serdi. Sonra sepetindekileri içeri taşıdı. Pofuduk kapının önünde bekledi. İçeriden hışır hışır bir ses, ardından küçük bir esneme geldi.
“Yaprakların hepsi yerini buldu,” dedi kirpi. “Ben de yerime geçiyorum. İyi akşamlar, Pofuduk.”
Uyanık kalan pencere
Pofuduk yükselirken baykuşla karşılaştı. Baykuş bir dalın üzerinde oturuyor, açık pencereli yuvalara bakıyordu. Henüz gözlerini yummaya hiç niyeti yoktu.
“Sen de mi uykunu arıyorsun?” diye sordu Pofuduk.
“Benim uyanık olacağım saatler yeni başladı,” dedi baykuş. “Sen ne arıyorsun?”
Pofuduk aşağıyı gösterdi.
“Ormanın uykusunu. Herkesin bir hazırlığı vardı. Uykuyu bulup getirirsem hepsi aynı anda dinlenir diye düşündüm.”
Baykuş başını çevirdi. Bir yuvanın penceresi kapanmıştı. Başka bir pencerede sincap, yaprak teknesine son bir kez bakıyordu. Fındık faresi ise örtüsünün altına girmiş, küçük taşını yokluyordu.
“Bak,” dedi baykuş.
Pofuduk baktı.
Kimse aynı anda aynı şeyi yapmıyordu. Yine de ormanın hali değişmişti. Yollarda koşuşturan ayaklar kalmamış, eşyalar yerlerine konmuştu. Açık duran birkaç kapıdan alçak sesli konuşmalar geliyordu.
“Onların uykusunu taşımam gerekmiyormuş,” dedi Pofuduk.
Baykuş tüylerini düzeltti.
“Senin burada bir süre durman hoşuma gitti,” dedi. “Bazen birinin acele etmeden beklemesi iyi gelir.”
Ormanın ince örtüsü
Pofuduk, rüzgârdan kendisini biraz yukarı taşımasını istedi. İki çamın tepesi arasına geldi. Buradan hem dereyi hem de ormanın küçük pencerelerini görebiliyordu. Ay, kıvrık yanının hemen üstünde duruyordu. Sanki bulutun kenarına iliştirilmiş gümüş bir düğmeydi.
“Seni tepenin öbür yanına götüreyim mi?” diye sordu rüzgâr.
Pofuduk, uzaktaki tepeye baktı. Gündüz olsaydı belki oraya gitmek isterdi. Oysa şimdi, çamların arasındaki bu küçük yer hoşuna gitmişti.
“Biraz burada kalacağım,” dedi.
Rüzgâr dalları hafifçe yokladı. Yere düşmek üzere olan bir yaprağı taşıyıp patikanın kenarına bıraktı. Yaprak, kirpinin kapısına kadar gitmedi; bir taşın arkasında durdu.
Pofuduk, sincap uyandığında yeni bir yaprak teknesi bulabileceğini düşündü. Bunu ona şimdi söylemesine gerek yoktu. Sabah da orada olabilirdi. Küçük bulut ilk kez, ertesi güne bırakabileceği bir şey bulduğuna sevindi. Rüzgâr uzaklaşırken onun kıvrık yanına dokundu. Pofuduk biraz sallandı, sonra yeniden yavaşladı.
Dere akmaya devam etti. Yapraklardan biri kımıldadı. Uzakta baykuş yavaşça kanat çırptı. Orman bütünüyle sessiz değildi; tanıdık sesleri, gün içindekinden daha inceydi.
Pofuduk aşağıdaki yuvaları bir kez daha saymak istedi. Bir, iki, üç… Sonra saymayı bıraktı. Açık kalan son pencerenin ne zaman kapanacağını beklemesine gerek yoktu.
Yuvarlak yanını kendine doğru topladı. Kıvrık yanını düzeltmedi. Fındık faresinin örtüsünü düşündü; bazen bir köşe, olduğu yerde iyi duruyordu.
Ormanın içinden son bir “iyi geceler” duyuldu. Pofuduk da kimseden cevap beklemeden, usulca “iyi geceler” dedi.
Aşağıda yuvalar dinleniyordu. Yukarıda küçük bulut, iki çamın arasında hafifçe duruyordu. Bir süre sonra ayın gümüş düğmesi, bulutun kıvrık kenarının arkasında kayboldu.
Birlikte okuyan yetişkine not
Bu masalı, çocuğun rahat ettiği bir hızda okuyabilirsiniz. Çocuğun soruları olursa anlatıyı durdurup sohbet etmek de masal zamanının bir parçasıdır. Uykuya geçiş süresi her çocukta farklıdır; metin hemen uyuma beklentisi kurmaz.
Masaldan sonra konuşmak isterseniz
- Fındık faresinin kıvrılan örtü köşesi ne işe yaradı? Sen o köşeye ne koyardın?
- Pofuduk ziyaret ettiği yuvalarda hangi farklı akşam hazırlıklarını gördü?
- Akşamları yanında hangi eşyanın olmasını seversin? Günün sonunda hangi sesleri dinlemek hoşuna gider?
Bir sonraki masalınızı seçin
- Tavşan Mino’nun Sıra Bekleyen Salıncağı — 4–7 yaş · yaklaşık 6–8 dk.
- Kayıp Düğmenin Küçük Yolculuğu — 4–6 yaş · yaklaşık 5–6 dk.
